İpek her zaman zenginliğin asaletin simgesi olmuştur. Günümüzde doğal ya da yapay liflerin oluşturduğu geniş yelpazeye karşın, ipek hâlâ yeri doldurulamaz bir materyal olarak görülür. İpeğin okşayıcı yumuşaklığı, soğukta insanı ısıtan, sıcakta serin tutan termostatik özelliği, hayranlık verici parlak yapısı ve boyaları iyi tutma özelliği uzun çağlardan beri arzu edilir olmasının nedenleridir. Doğu ile dünyanın geri kalanı arasındaki ticaret yollarını açan bu olağanüstü maddedir.

İpeğin tarihi dört bin beş yüz yıldan geriye gider. Efsaneye göre Çin imparatoru Huang-ti’nin baş cariyesi Prenses Hsi-ling-şi, çayına düşen bir böcek kozasından incecik bir ipliğin ayrılabildiğini gözlemiş ve dut ağacı yapraklarıyla beslenen bombyx mori’yi keşfetmiştir.

İlk keşiften sonra ipek böceği yetiştiriciliği ve üründen elde edilen ipek kumaş kullanımı Çin’de hızla yayılmış, imparator ailesi ve soylular için bir ayrıcalık simgesi haline gelmiştir. Daha sonra parası olan halkında kullanabileceği bir ürün olmuş ama her zaman çok kıymetli bir değiş tokuş ve ticaret aracı haline gelmiştir. Yüzyıllar boyu , Orta asyadan geçen ve topluca İpek yolu diye anılan ticaret yollarını açılmasından çok daha sonraya kadar Çinliler ipek üretiminin ayrıntılarını sır gibi sakladılar. İpek yolu’nun güzergahı yüzyıllar boyunca yol üstündeki yerlerin siyasi durumuna ve güvenliğine bağlı olarak değişim gösterdi. En uzun durumunda Çin’in doğusundaki Pekin’den başlayarak yaklaşık 10,000 km batıya , o zamanlar Byzantium olan İstanbul’a ve akdeniz’de Antakya ve Sur kentlerine kadar uzanmıştır.

MÖ 1. yüzyılda ipek kumaşlar Batı’ya düzenli olarak gelmeye başlamıştı. Japonya MS 200 yılında İpek böcekçiliğine başlamıştır. İranlılar ipek böcekçiliğinde aracı bir rol oynamışlardır. Üretim üzerinde tekellerini sürdürmek istedikleri için Çinliler ipek böceği yumurtasının ve beyaz dut ağaçlarının ülkeden çıkarılmasını ölüm cezasıyla önlemeye çalışmışlardır. Ancak hikaye odur ki; 552 yılında Nestoryen kilisesinden iki keşiş , içi boş bastonlara doldurdukları ipekböceği yumurtalarını ve dut tohumlarını İstanbul’a kaçırmışlardır. Bu olayla tüm akdenize ipekböcekçiliği yayılmış, 14.yüzyılda italya ‘da özellikle Venedik, Lucca ve Floransa gibi kentlerde ağır ipek brokar ve ipek kadifelerle ün kazanmıştır.

Bu bölgelerden kuzey avrupa’ya ipek ihracatı, rönesans hareketinin parasal temellerini atmıştır. İtalya’daki siyasi istikrarsızlık bu bölgeden kaçan dokumacıların Fransa’ya gitmesiyle bu ülkenin ipek konusunda hatırı sayılır güç haline gelmesine sebep olmuştur. XI. Loius’in ipek böcekçiliğini destekleyici talimatlarıyla Lyons 500 yıl boyunca ipekböcekçiliğinin merkezini oluşturmuştur. 16. Yüzyılın sonlarında Kıta avrupasındaki dini baskılardan kaçan flaman ve Fransız dokumacılar İngiltere’de Macclefield ve Spittalfield bölgesinde ipek merkezi kurmuşlardır.kuzey Amerika’da ipek böcekçiliği için yapılan girişimler başarıya ulaşamadı ancak eğirme ve dokuma tekniklerini geliştirerek XX.yüzylın başında belli başlı ipek eşya üreticileri arasında yerlerini aldılar.

İpeğin pahalı bir ürün olması ve ona olan talebin büyüklüğü nedeniyle sentetik olarak yapılması için 19. Yüzyılın sonlarına doğru pek çok girişimde bulunulmuştur.

1870’lerin sonuna doğru Hilaire de Chardonnet adında bir Fransız kontu , hobisi olan fotoğrafçılıkla ilgili olarak stüdyosunda çalışırken kolodyon denen ve fotoğraf klişelerini kaplamada kullanılan nitrosellüloz tabanlı maddenin döküldüğünde yapışkan bir kütle oluşturduğunu ve bundan ipeğe benzer uzun lifler çekilebildiğini gördü. Bu buluşla İpek lifinin ilk gerçeğe yakın kopyasını üretmeyi başardılar ama çok çabuk alev alma özelliği olan bu malzeme trajik bir olayın vuku bulması nedeniyle kullanımı terk edildi. 1895 yılında nittrasızlaştırıcı bir madde içeren bir yöntemle pamuktan daha yanıcı olmayan çok daha güvenli selüloz tabanlı yapay ipek üretmeyi başardılar.

Günümüzde İpek böcekçiliği eski önemini yitirmiş hatta ülkemizde üretimi durma noktasına gelmiş sadece milli değerimizi koruma kapsamında belli bölgelerde sembolik anlamda üretimi desteklenmektedir. Tekstilde yapay kumaş piyasası ucuz maliyetler sayesinde pazara hakim olmuştur. İpek halı pazarında değerini korumakta ancak çok yüksek fiyatlara satılmaktadır. Bu gelişmelerin yanısıra ipek bir başka sektörde biyoteknoloji alanında yükselen bir değer olmaktadır.

İpek fibrili hayvansal kökenli olmayan değerli bir protein yapıdır. 22 farklı amino asit içerir. Bir α amino asidin kimyasal yapısında bir amino grubu (NH2) ve bir organik asit grubu (COOH) vardır. Bu şekilde 3 farklı amino asiti glisin, alanin ve serin oluşmaktadır. En küçük yan gruplu aminoasitler olarak insan vücuduna uyumlu en hızlı emilebilen yapıları oluşturur.

Dünya da artan nüfus doğal kaynakların tüketilmesi, çevreye verilen zarar, işlenmiş gıda ve hareketsiz yaşama parallel dejeneratif hastalıkların artışı sürecin tekrar doğala ve doğaya dönüşü zorlayacaktır. Bu bir süregelen döngüdür. İnsanlık tekrar doğayı keşfetti ve doğal olan değer kazanıyor. İpek bu süreçte yükselen bir değer ve önem kazanmaktadır.

İPEK BÖCEĞİ-İPEK

İpek böceği güvesi 5 günlük bir süre içinde yaklaşık 500 kadar yumurta bırakarak ölür. Bu küçücük yumurtaların 1 gramından 1000 den fazla ipek böceği çıkar ve yaklaşık 36 kilo dut yaprağı tüketerek 200 gram ham ipek üretirler.

İpek böceği tek bir kesintisiz ipek ipliği üretir ve bu kozayı bir arada tutan yapışkan bir salgıyla birlikte salınır. Böcek başını sürekli 8 sayısı şeklinde sallayarak sık bir koza örer ve içinde kendini bir krizalite dönüştürür. Kozayı oluşturan ipek teli Fibroin denilen bir aminoasit kompleksinden oluşur. Onu bir arada tutan salgısal kısım sericin adını alır.

Kelebek olma yolculuğundaki krizalite bu süre zarfında bir sığınak görevi gören bu yapı Dünya üzerinde olabilecek en sağlam yapıdır. Tüm dış etkenlerden UV ışınlarından ısı değişimlerinden canlıyı korur.

ORGANİK-DOĞAL- SENTETİK-YAPAY

Günümüzde doğaya ve doğala olan ilgi artarken terminolojik bazı kavram karmaşaları gelişmektedir. Kullandığımız ürünler işlenmiş veya işlenmemiş olsun hepsi yaşama ait bir öz taşımaktadır. Beslenmede, kozmetikte ve eczacılıkta kullanılan maddelerin bir çoğu organik bileşik olarak adlandırılmaktadır. Son 30 yıldır organik terimi orijinal tanımından hayli farklı bir anlam kazanmıştır. Bugünlerde genellikle bahçecilik ya da gıdalar için kullanılan organik teriminden , böcek öldürücü, yabanotu ilaçları, ve suni gübre kullanılmadan yapılan tarım faaliyetleri anlaşılmaktadır. Ancak başlangıçta organik sözcüğü 1807 yılında İsveçli Kimyager Jöns Jakob Berzelius’un canlı organizmalardan elde edilen bileşikler için kullandığı bir terimdi. Daha sonraları bilimsel alandaki gelişmeler ve buluşlar doğrultusunda organik bileşikler için yeni bir tanım yapmak gerekliliği doğdu. Bu tanıma göre karbon elementi içeren bileşiklere organik denirken minerallerden elde edilen karbonat ve sodyum bikarbonat hiçbir zaman organik sınıfına sokulmamıştır.yine de kimyasal olarak organik bir bileşik deyince karbonat içeren, inorganik denildiğinde de karbon dışındaki elementlerden oluşan bir bileşik kastedilir.

Bir diğer kavram kargaşası sentetik ve yapay ayrımında da gözlenmektedir. Oysa aralarında kimyasal bir fark vardır. Sentetik , insanlar tarafından kimyasal tepkimeler yoluyla yapılmış olan bileşikler için kullanılır. Ürün doğada bulunuyor veya bulunmuyor olabilir. Eğer doğada bulunuyorsa, sentetik biçimi de kimyasal olarak doğadakiyle aynı olmalıdır. Örnek olarak C vitaminin kimyasal yapısı askorbik asit laboratuvar ortamında sentezlenebilir ve doğal olanla aynı yapıdadır.

Yapay sözcüğü daha çok bir bileşiğin özelliğiyle ilgili olarak farklı bir kimyasal yapıda olmasına karşın ötekinin rolünü taklit edebilecek kadar benzer özelliklere sahip olanı anlatır. Örneğin yapay tatlandırıcılar şekerle aynı yapıda değil ama tatlılık ortak özellikleridir.

İpek böcekçiliği yapılış şartları ve üretim şekliyle organik üretim grubundadır. İpek üretiminin yüksek kapasitede olabilmesi için çevre şartlarının en uygun koşullarda olması şarttır. Tüm tarım ilaçları. Pestisit ve insektisit kimyasalları pupalar için öldürücü olduğundan bu tür tarım yapılan bölgelerden uzakta üretim yapılması gerekmektedir.